
Onarabilir misin, Yoksa Onarmalı mısın?
Bir parçayı onarabiliyor olmak, onu onarmamız gerektiği anlamına gelmez.
Oto hasarında en önemli kararlardan biri, hasarlı parçanın onarılması mı yoksa değiştirilmesi mi gerektiğidir.
Bu karar bazen birkaç fotoğrafa, bazen bir ustanın tecrübesine, bazen eksperin teknik değerlendirmesine, bazen de sigorta şirketinin maliyet yaklaşımına dayanır.
Oysa doğru karar, bunların herhangi birinin tek başına belirleyici olmasıyla verilmez.
Çünkü bir işlemin yapılabilir olması, o işlemin yapılmasının doğru olduğu anlamına gelmez.
Onarabilmek başka, onarmak gerektiğine karar vermek başka
Bir usta hasarlı parçayı düzeltebilir. Parça yeniden boyanabilir, dışarıdan bakıldığında ilk günkü görünümüne kavuşabilir.
Peki aracın güvenliği de aynı şekilde korunmuş mudur?
Üretici o parçanın onarılmasına izin veriyor mudur?
Onarım sonrasında aracın yapısal dayanımı, elektronik sistemleri ve güvenlik donanımları olması gerektiği gibi çalışacak mıdır?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Günümüz otomobilleri artık yalnızca metal, plastik ve mekanik parçalardan oluşmuyor. Yüksek dayanımlı çelikler, alüminyum yapılar, radarlar, kameralar, sensörler ve gelişmiş sürüş destek sistemleri onarım kararını doğrudan etkiliyor.
Örneğin hasarlı bir tampon teknik olarak onarılabilir. Ancak tamponun arkasındaki radar sistemi, sensör bağlantıları veya üreticinin belirlediği onarım sınırları değerlendirilmeden verilen karar eksik kalabilir.
Aynı şekilde bir taşıyıcı parça fiziksel olarak düzeltilebilir. Fakat üretici o bölge için değişim öngörüyorsa yalnızca düzeltmenin mümkün olması yeterli değildir.
Doğru kararın ölçüsü, parçanın düzeltilebilmesi değil; onarım sonrasında aracın teknik ve güvenlik koşullarının karşılanabilmesidir.
En ucuz işlem, her zaman en doğru işlem değildir
Hasar maliyetlerinin kontrol altında tutulması sigortacılığın önemli sorumluluklarından biridir.
Ancak maliyet kontrolüyle teknik kararın birbirine karıştırılmaması gerekir.
Bir parçanın onarım maliyeti ilk bakışta değişim maliyetinden düşük olabilir. Fakat sökme ve takma işlemleri, boya, ilave işçilik, ölçüm, elektronik kontroller ve gerekli kalibrasyonlar hesaba katıldığında sonuç değişebilir.
Tersi de mümkündür.
Üreticinin izin verdiği, güvenli ve kalıcı bir onarım mümkünken parçanın gereksiz yere değiştirilmesi de doğru bir hasar yönetimi değildir.
Bu nedenle mesele, her durumda onarımı veya her durumda değişimi savunmak değildir.
Mesele, teknik açıdan uygun seçenekleri belirledikten sonra güvenliği, kaliteyi ve toplam maliyeti birlikte değerlendirmektir.
Aynı hasar dosyası, farklı sorumluluklar
Bir hasar dosyasına herkes aynı yerden bakmaz.
Usta, hasarlı parçanın nasıl onarılabileceğini ve işlemin uygulanabilirliğini bilir.
Servis, onarım sürecini, kullanılacak ekipmanı, işçiliği ve teslim sorumluluğunu değerlendirir.
Eksper, hasarın kapsamını, teknik bulguları, uygun işlem yöntemini ve maliyetini değerlendirerek raporlar.
Sigorta şirketinin hasar uzmanı ise poliçe koşulları, dosya yönetimi, maliyet ve süreç kontrolü açısından sorumluluk taşır.
Bu tarafların her birinin bilgisi, deneyimi ve görevi farklıdır.
Aslında bu farklılık bir sorun değil, doğru yönetildiğinde önemli bir avantajdır.
Sorun, tarafların birbirini anlamadan yalnızca kendi açısından karar vermesiyle ortaya çıkar.
Birinin teknik olarak mümkün gördüğü işlem, diğerinin maliyet hesabında farklı sonuç verebilir. Birinin uygun bulduğu yöntem, diğerinin dikkat çektiği güvenlik riski nedeniyle yeniden değerlendirilmek zorunda kalabilir.
İşte bu noktada ortak bir teknik dilin önemi ortaya çıkar.
Amacımız kimseye mesleğini öğretmek değil
Amacımız ekspere işini öğretmek, ustaya onarımı anlatmak ya da sigorta şirketine hasar yönetimini tarif etmek değil. Amacımız, aynı hasar dosyasına farklı sorumluluklarla bakan tarafların teknik doğrular üzerinde buluşmasını sağlamak.
Çünkü her mesleğin kendi uzmanlığı, birikimi ve sorumluluğu vardır.
Bir eksperin yıllar içinde kazandığı deneyim, bir ustanın sahada geliştirdiği beceri veya bir hasar uzmanının dosya yönetimindeki bilgisi tek bir eğitimle kazanılmaz.
Bizim eğitim yaklaşımımız bu deneyimlerin yerine geçmek değil, birbirini daha iyi anlamasını sağlamaktır.
Bir eksperin servisin karşılaştığı teknik güçlüğü görmesi, bir servis yöneticisinin sigorta şirketinin hangi belgeleri ve gerekçeleri beklediğini anlaması, hasar uzmanının da verilen onarım kararının teknik sonuçlarını değerlendirebilmesi önemlidir.
Bunun için yalnızca sınıfta anlatmak yeterli değildir.
Hasarlı parçayı görmek, onarım yöntemini yerinde incelemek, farklı teklifleri karşılaştırmak ve gerçek vakalardan uyarlanmış dosyalar üzerinde birlikte karar vermek gerekir.
Bir hasar dosyasında doğru soruları sorabilmek
“Onarabilir misin, yoksa onarmalı mısın?” sorusu, aslında bir karar verme disiplinidir.
Bu disiplin şu sorularla başlar:
Hasarın gerçek kapsamını biliyor muyuz?
Üreticinin bu parça için belirlediği onarım yöntemi nedir?
Onarımın aracın güvenliğine etkisini değerlendirdik mi?
Görünmeyen hasarlar ve gerekli ek işlemler araştırıldı mı?
Onarım ve değişimin toplam maliyetlerini karşılaştırdık mı?
Verdiğimiz kararı teknik gerekçeleriyle açıklayabiliyor muyuz?
Bu soruların amacı taraflardan birinin kararını diğerine kabul ettirmek değildir.
Amaç, verilen kararın bilgiye, teknik bulgulara ve doğrulanabilir gerekçelere dayanmasını sağlamaktır.
Yaparak öğrenmek, birlikte değerlendirmek
Kerim Bağdaş Oto Hasar ve Sigortacılık Eğitimleri kapsamında hazırlanan “Onarım mı, Değişim mi? Teknik Karar Eğitimi” bu anlayış üzerine kuruludur.
Eğitimde katılımcılar yalnızca onarım yöntemlerini dinlemeyecek.
Gerçek vakalardan uyarlanmış hasar dosyalarını inceleyecek, hasarlı parçaları değerlendirecek, onarım ve değişim seçeneklerini karşılaştıracak, farklı roller üstlenerek aynı dosyaya başka bir mesleğin gözünden bakacak.
Bir kararın yalnızca ne kadar tuttuğunu değil, neden verildiğini ve hangi teknik koşullara dayandığını tartışacak.
Çünkü doğru karar verebilmek kadar, o kararın gerekçesini açıklayabilmek de önemlidir.
Son söz: Yapabiliyor olmak, yapmamız gerektiği anlamına gelmez
Oto hasarında gerçek başarı yalnızca dosyanın hızlı kapanması, maliyetin düşmesi veya aracın güzel görünmesi değildir.
Başarı; aracın güvenliğinin korunması, gereksiz işlemlerden kaçınılması, doğru maliyetin belirlenmesi ve kararın teknik olarak savunulabilmesidir.
Bunun yolu da farklı mesleklerin birbirinin yerine geçmesinden değil, birbirinin bilgisinden yararlanmasından geçer.
Bizim için eğitimin amacı daha fazla bilgi anlatmak değil, mevcut bilgi ve deneyimi aynı hasar dosyasında doğru karara dönüştürmektir.
Ve bütün bu yaklaşımın merkezinde tek bir soru vardır:
Onarabilir misin, yoksa onarmalı mısın?
Çünkü doğru hasar kararı, yapılabilecek işlemi değil, yapılması gereken işlemi belirlemektir.
Kerim Bağdaş Oto Hasar ve Sigortacılık Eğitimleri