Kerim Bağdaş
Menü
← Tüm yazılar

Ürün ve Mevzuat

Poliçede söylenmeyen, hasarda ortaya çıkar: Beyan yükümlülüğü küçük yazılarla anlatılmaz

1 Kasım 2026 · Kerim Bağdaş

LinkedInWhatsAppX
Poliçede söylenmeyen, hasarda ortaya çıkar: Beyan yükümlülüğü küçük yazılarla anlatılmaz

Bir sigorta poliçesi, iki tarafın birbirine verdiği bilgilerin üzerine kurulur. Sigortacı riski, sigortalının anlattığı kadarıyla görür. Primi, muafiyeti, özel şartları ve hatta riski kabul edip etmeyeceğini bu bilgilere göre belirler. Türk Ticaret Kanunu da sigorta ettirene, sözleşme yapılırken riskle ilgili bildiği veya bilmesi gereken önemli durumları sigortacıya bildirme yükümlülüğü getirir.

Bu konuya sigortacı gözüyle bakıyorum; sahada çok sık gördüğüm şu: Sigortalı bu yükümlülüğü çoğu zaman ilk kez hasar anında duyar.

Gerçek, hasar anında ortaya çıkar

Poliçe yapılırken sorulmayan ya da söylenmeyen bir bilgi, çoğu zaman yıllarca kimsenin aklına gelmez. Ta ki hasar olana kadar.

Hasar dosyası açılır, eksper incelemeye gelir. Aracın kullanım şekli, işyerindeki faaliyetin gerçek niteliği, binadaki bir değişiklik... Poliçede yazanla sahada görülen arasındaki fark eksperin raporuna girer. Sigortacı bu rapora dayanarak karar verir. Kanun, sonucu kusurun derecesine ve eksik bilginin hasarla bağlantısına göre belirler: Tazminattan indirim yapılabilir; kast varsa tazminat hiç ödenmeyebilir. Hangisi olursa olsun, sigortalı imzalarken farkında olmadığı bir yükümlülüğü ilk kez bir karar yazısında okur.

O noktada artık ortada bir uyuşmazlık vardır. Sigortalı "Bana kimse sormadı" der, sigortacı "Beyan etmeniz gerekiyordu" der. İkisi de kendi açısından haklı olduğunu düşünür.

Küçük yazılarla olmaz

Türkiye'de sözleşme yapılmadan önce sigortalıya yazılı bilgilendirme yapılması zaten zorunlu. Ama bu metinler ve poliçe şartları çoğu zaman uzun, küçük puntolu ve hukuki bir dille yazılmıştır. Sigortalı çoğu zaman imzalar ama okumaz. Okusa da beyan yükümlülüğünün kendisi için ne anlama geldiğini anlamayabilir.

Bence beyan yükümlülüğü genel şartların arasına sıkıştırılmış bir paragrafla değil, sigortalının gerçekten okuyacağı sade bir bilgilendirme broşürüyle anlatılmalı. Bu broşür, sigortalıya hangi bilgilerin önemli olduğunu, neyi söylemesi gerektiğini ve söylemezse hasar anında neyle karşılaşabileceğini açık bir dille göstermeli.

Üç göz, aynı bilgiye bakmalı

Eğitimlerimin merkezine koyduğum "üç göz" yaklaşımında sigortacı, eksper ve onarımı yapan taraf aynı dosyaya aynı dille bakar. Beyan yükümlülüğünde bu zincir satış anında başlar. Poliçeyi yapan doğru soruyu sorarsa, eksperin hasar anında sürprizle karşılaşma ihtimali azalır. Doğru soru sorulmazsa, gerçeği bulmak eksperin raporuna kalır ve dosya bir kavgaya döner.

Kariyerim boyunca hem poliçenin yapıldığı masayı hem hasar dosyasını gördüm. Bildiğim şu: Satışta beş dakika daha harcanarak sorulan bir soru, hasarda aylar sürebilecek bir uyuşmazlığı önleyebilir.

Kendinize sorun

Sigortalınız poliçeyi imzalarken neyi beyan etmesi gerektiğini biliyor mu?

Satış anında sorduğunuz sorular, hasar anında eksperin bakacağı şeylerle örtüşüyor mu?

Bir hasar dosyasında beyan eksikliğine dayanan bir karar verdiğinizde, gerekçenizi sigortalının anlayacağı bir dille yazabiliyor musunuz?

Bu soruların cevabını kanun maddesi vermez; doğru soruyu doğru anda sormayı öğretmek gerekir. O da eğitimin işi.

#Sigorta #BeyanYükümlülüğü #HasarYönetimi #Eksper #Acente #Eğitim

Paylaş:

LinkedInWhatsAppX