Hasar zinciri tek elde toplanınca sigorta şirketi neyi kaybeder?
12 Ekim 2026 · Kerim Bağdaş

Bir kaza dosyası sahada birkaç el değiştirir. Asistans aracı yoldan alır, servis onarır, eksper hasarı ve tutarı tespit eder; araç ileride satılırken de bir oto ekspertiz firması onarımın izlerini kontrol eder. Bu halkalar birbirinden bağımsız olduğunda her biri diğerini dolaylı olarak denetler: Servisin yaptığı işi eksper görür, eksperin raporunu sigorta şirketi değerlendirir, ikinci el ekspertizi de onarımın gerçekten nasıl yapıldığını ortaya çıkarır.
SAHADA OLUŞAN YENİ YAPI
Bugün sektörde bu halkaların bir kısmını ya da tamamını tek çatı altında toplayan gruplar var. Bunlardan birinin kendi internet sitesinde açıkça sıraladığı iştirakleri şöyle: yol yardımı ve sağlık asistansı veren şirketler, bir oto servis zinciri, boyasız onarım, bayi ağıyla çalışan oto ekspertiz, ikinci el otomobil şirketleri ve bir sigorta acentesi. Aynı grubun akademileri de ücretli eğitimlerle ekspertiz bayisi açmak isteyenleri ve boyasız onarım teknisyenlerini yetiştiriyor.
Bu yapı yasal. Bir grubun bu şirketlerin hepsine sahip olması tek başına bir ihlal değildir. SEDDK da 23 Temmuz 2026'daki yönetmelik değişikliğiyle asistans şirketlerine izin şartı ve 250 milyon TL asgari özsermaye getirdi; destek hizmeti ile sigorta aracılığının aynı çatı altında yapılmasına sınır koydu. Yani düzenleyici bu alanı görüyor.
SİGORTA ŞİRKETİ AÇISINDAN RİSK NEREDE?
Halkalar aynı elde toplandığında, bağımsız halkaların birbirini denetlediği o doğal denge zayıflar. Sigorta şirketi açısından bunun üç sonucu olabilir:
1. Yönlendirme görünmez hale gelir. Asistansın aracı hangi servise götürdüğü, sigorta şirketinin değil grubun kararı olur. 2. Maliyet karşılaştırması zorlaşır. Onarım, parça ve işçilik bedelleri aynı yapının içinde belirlendiğinde, piyasa fiyatıyla kıyaslamak güçleşir. 3. Tarafsızlık sorusu doğar. Aynı grubun servisinde onarılan bir araç, ikinci elde yine aynı grubun ekspertiz bayisinde incelenirse, o raporun bağımsızlığı sorgulanabilir.
Bunların hiçbiri bir grubun yanlış yaptığı anlamına gelmez. Ama sigorta şirketi bu soruları sormazsa, hasar maliyetini belirleyen kararları başkasına bırakmış olur.
BİR ÖRNEK: MİNİ ONARIM
Mini onarım, doğru kullanıldığında hem sigortalıya hem sigorta şirketine kazandıran bir yöntemdir: Boya ve parça değişimi olmadan göçük düzeltilir, araç kısa sürede teslim edilir, maliyet düşer. Ama hasar zinciri tek elde toplandığında, bu yöntemin işleyişinde dikkat edilmesi gereken bir nokta ortaya çıkar.
Bir zincirin hem mini onarım noktaları hem de anlaşmalı servisleri olduğunu düşünelim. Araç önce mini onarıma gider ve bu iş için ödeme yapılır. Ardından aynı zincir, hasarın mini onarıma uygun olmadığını tespit eder ve araç yine aynı zincirin servisinde normal onarıma alınır. Bu durumda uygunluk kararını veren yapı ile her iki onarımdan da gelir elde eden yapı aynıdır.
Bu, kimsenin kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Bazı hasarlar gerçekten de ilk bakışta mini onarıma uygun görünür, işe başlanınca öyle olmadığı anlaşılır. Sorun kişilerde değil, yapıdadır: Kararı verenin o karardan kazanç sağladığı her sistemde, karar ne kadar dürüst verilirse verilsin, dışarıdan bakıldığında sorgulanmaya açıktır. Buna çıkar çatışması denir.
Sigorta şirketinin bakması gereken rakam bellidir: mini onarımdan normal onarıma dönüş oranı. Bu oranı servis servis izleyen, bağımsız noktalarla zincir içindeki noktaları karşılaştıran bir şirket, sorunu daha ortaya çıkmadan görür. Bu veri sigorta şirketlerinin kendi kayıtlarında vardır.
"Kararı eksper veriyor" denebilir. Ama sahada gerçek böyle işlemez. Servis "bu hasar mini onarımla olmaz" dediğinde, eksperin "hayır, olur" demesi pratikte çok zordur. Çünkü işi elinde yapan, hasarın içini gören ve sonucundan sorumlu olan servistir; bu noktada servis, adeta hasarın teknik bilirkişisi gibidir. Eksperin bu tespite karşı çıkacak somut bir dayanağı çoğu zaman yoktur.
Bu yüzden çözüm "kararı eksper versin" demek değil; servisin kararını görünür ve karşılaştırılabilir hale getirmektir:
1. Mini onarımı yapacak nokta ile normal onarımı yapacak servis aynı yapıya bağlı olmasın. "Olmaz" kararını veren, sonraki onarımdan kazanç sağlamasın. 2. "Mini onarıma uygun değil" kararı, onarıma başlamadan önce fotoğraf ve kısa bir teknik gerekçeyle kayda geçsin. 3. Mini onarım ücreti yalnızca başarıyla tamamlanan onarım için ödensin. 4. Mini onarımdan normal onarıma dönüş oranı servis bazında izlensin; bağımsız mini onarım noktalarıyla zincir içindeki noktalar karşılaştırılsın.
ASİSTANS FİRMASIYLA SÖZLEŞME YAPARKEN SORULACAK 5 SORU
1. Firmanın aynı grupta servis, onarım veya ekspertiz şirketi var mı? 2. Yönlendirilen kazalı araçların ne kadarı grubun kendi servislerine gidiyor; bu oran raporlanıyor mu? 3. Sigortalıya, aracını grup dışındaki bir servise götürme hakkı açıkça söyleniyor mu? 4. Onarım bedelleri, grup dışındaki servislerin fiyatlarıyla düzenli olarak karşılaştırılıyor mu? 5. Grubun servisinde onarılan araçlar için bağımsız bir kontrol mekanizması var mı?
SERVİSLER TEKELLEŞEMEZ
İşte bu nedenle söylüyoruz: Servisler tekelleşemez. Kısaca, burada bir yanlışlık var; buna dikkat edelim. Yarın şirketler farklı bir şekilde zarara uğramasın.
Sahada teknik olarak oluşan bu yapılaşmalar maalesef tehlike oluşturmaktadır. Şirket yöneticileri konuşma yapmaktan sahaya zaman ayırmadıkları için tüm saha operasyonunu bir elden yaptırmak maalesef kendilerinin işine gelmektedir.
İşte bu sebepten dolayı çapraz eğitimler şart. Sigorta şirketi bunu görmeli, anlamalı. Benim eğitimlerim de bu yüzden çapraz:
Sigorta şirketinin gözü: 20 yılı aşkın üst yöneticilik deneyimi. Maliyet, risk ve müşteri dengesi.
Eksperin gözü: Teknik değerlendirme, sigortacının ve servisin beklentisiyle birlikte ele alınır.
Servisin gözü: Tofaş-Fiat satış sonrası hizmetler müdürlüğünden gelen atölye tecrübesi.
Kerim Bağdaş